estetik cerrahi Bu sayfanın son güncellenme tarihi:
   
 

duyuru
Bookmark and Share


duyuru2

duyuru3

duyuru4

        OSLO'DA AC/DC KONSERİ, 7 SAATTE NON-STOP DOĞUDAN BATIYA TÜM NORVEÇ..


Norveç'e neden gittik?


estetik cerrahi Bu sene, AC/DC tur biletleri internette satışa çıktığında çok heyecanlanmıştık. Bu grubu canlı olarak bir kez izlemeyi çok istiyordum; üstelik bu sene kardeşlerden Malcolm Young, sağlık sorunları sebebiyle gruptan ayrılmıştı. Adamlar neredeyse 70 yaşındalar. Artık emekli olmak üzereler ve bu konserler onların son konserleri olabilirdi. Nitekim bu sene Hellfestte izlediğimiz Lemmy (Motörhead), sağlık sorunları sebebiyle konserlerini iptal etti. Dio vefat etti.. Büyük gruplar artık son konserlerini veriyorlar..

acdc

estetik cerrahi Bu elemanlar artık yavaş yavaş sahneden çekiliyor ve onları sahnede izlemek için son şanslar.. Bu yüzden AC/DC turne biletleri çıkar çıkmaz nette hızla tükendi.. Sadece bazı konserlerin biletleri uzun süre satıldı, mesela avusturya konseri biletleri son dakikaya kadar satılmış, çünkü konser çok büyük bir alanda yapılmış ve satılan bilete göre konser günü o açık alanın çevresi kapatılmış. Yerin büyüklüğü sınırsızmış yani, bu yüzden bilet satışı hiç bitmemiş. Avusturya konserine 150.000 seyircinin katıldığı söyleniyor (Hellfest e katılan izleyici sayısı kadar!... AC/DC tek başına bir festival izleyicisi kadar izleyiciyi toplayabiliyor.. İnanılmaz!).. Biz, özellikle şehir içinde olan bir konser tercih ettik, bilmediğimiz yerlerde bir de şehirdışında konser alanını aramayalım dedik.. Niyetimiz uçakla konserin olduğu şehre gitmek (uluslararası havalimanı olan bir şehir), hemen şehiriçinde konsere gitmek ve ertesi gün uçağa binip dönmekti.. Bu yüzden internette 2. el Oslo konserine bilet bulunca balıklama atladık (konser, hemen Oslo şehir sınırları içindeki Valle Hovin stadyumundaydı ve Oslo'da uluslararası havalimanı da vardı..). Biletleri Ticketbis den aldık. Onlarla ilgili tecrübemi aşağıda ayrı bir kutuya yazıyorum.. Neyse, sonuçta AC/DC nin Oslo konserine biletleri internetten aldık, Oslo'dan 4 gün kalmak üzere bir daire kiraladık, uçak biletlerimizi aldık ve günü gelince Oslo'ya uçtuk.. Daha önce hiç gitmediğimiz bir ülke...

Norveç hakkında ilk izlenimler...


estetik cerrahi İlk söylemem gereken şu: kuzeyli insanların soğuk olduğunu söyleyenler halt etmiş.. Soğuk olan ülkeleri abicim, yoksa insanlar son derece sıcak, esprili ve yardımsever. Nerede, kimden, ne yardım istediysek her şekilde yardımcı oldular. Hatta Bergen'den Oslo'ya dönerken yolda benzin almak için yardım istediğimiz şarhoş gençler bile yemin ederim muhabbeti bırakıp bize ellerinden geldiğince yardımcı oldular. Orda burada bir çok Türkçe konuşan elemanla da karşılaştık (Bergen'deki balık restoranındaki Türkmenistan'lı Nadire mesela..).. Ülke güzel, insanlar güzel, her yerde bir dinginlik, bir huzur var.. Nefis bir ülke...



estetik cerrahi Daha uçaktan inip, pasaport kontrolünden geçerken ilk sevimli Norveç'li ile tanıştık: pasaport kontrol memuru... Adam pasaportlarımıza baktı, resimler hiç bize benzemiyor. Benim pasaportumdaki resimde sakal-bıyık yok, saçlar kısa, esmer bir orta doğulu var.. Halbuki benim sakal-bıyık şekilli, saçlar uzun.. Umut'un pasaportundaki resim daha da fecaat. Umut'a bakıyorsun keçi sakallı, saçları uzun bir rocker; ama pasaportta badem bıyıklı nur yüzlü bir muhafazakar vatandaşın resmi var!.. Pasaport memuru bize 'resimler size hiç benzemiyor, belki de size birer jilet verip traş olmanızı istemem gerekir.. Oslo'ya ne için geldiniz gençler?' dedi.. Adam zaten beni Umut'la birlikte genç yerine koydu ya benden puanı kaptı.. Biz 'Konser için. Yarın AC/DC konseri var, biliyorsunuzdur' dedik.. 'Haa, AC/DC.. Şu değil mi?' diyerek bir melodi mırıldandı. Mırıldandığı melodi kuğu gölü yada uyuyan güzel operasından bir melodi idi.. Klasik müzik mırıldanıyordu.. Biz 'No, no noo!.. AC/DC o değil... AC/DC şudur!' diyerek thunderstruck ı mırıldandık.. Güldü... 'Haa! O.k., o.k... İyi eğlenceler o zaman gençler..' diyerek geçmemize izin verdi.. Bu arada parmak izlerimizi de kontrol etti tabii ki. Adam espri falan yaptı o.k., ama hani, resimlerimiz konusunda gerçekten şüpheye düşmüş ki parmak izi kontrolü de yaptı. Herkesin parmak izlerini kontrol etmiyorlar..

estetik cerrahi Daire kiraladığımız binanın çatısından manzara (Korttidsutleie).. Nefis bir seyir terası vardı..

Oslo'da AC/DC konseri

estetik cerrahi Havaalanından bir otomobil kiraladık, kiraladığımız apartman dairesine yerleştik, bir yemek yedik ve o gece dinlendik.. Bu arada daireyi kiraladığımız şirketin elemanı, Paul Voza (aslında şirketin sahibiymiş, sonradan öğrendik) her şekilde yardımcı oldu bize. Güncellenmemiş navigasyon yüzünden yolumuzu kaybettik, bizi yoldan topladı, çevreyi gezdirdi, konser biletlerini teslim alacağımız adamla buluşturdu.. Her şekilde yardımcı oldu. Bu arada biraz reklam da yapayım.. Oslo'da kalacaksanız girin booking.com a, oslo-Korttidsutleie yazın.. Biz temmuz 2015 de 3 gün için 1100 TL ödedik ve çok memnun kaldık..

estetik cerrahi Şehir merkezindeki tren istasyonu çevresi...

Oslo'da AC/DC konseri

Oslo'da AC/DC konseri

Oslo'da AC/DC konseri

Oslo'da AC/DC konseri

estetik cerrahi Oslo'da neredeyse tüm binalar değişik estetik şekillerde, birer sanat eseri gibi yapılmışlar..

Oslo'da AC/DC konseri

Oslo'da AC/DC konseri

Norveç.. Oldukça pahalı bir şehir..


estetik cerrahi İlk akşam yemek yediğimiz yerde fiyatlara dikkat etmemiştik, allah korumuş bizi. Orası oldukça hesaplı bir restoranmış (hesaplı derken, Nusr-et de yemek yemişiz gibi fatura ödedik yine de..). Ertesi gün istasyon yakınında bir et restoranına gidelim dedik, ama bu kez menüye şöyle bir baktık.. Anam! Dumur olduk... Menüde aperatifler 500-600 krondan başlıyor (TL karşılığını bulmak için 4'e bölün!).. Şefin spesiyali gibi yemeklerse 1600 krona kadar çıkıyor! Bir tabak yemek! Valla, arkamıza bakmadan kaçtık oradan. Bir arkadaşım sonradan facebook da o restoranın michelin yıldızı olup olmadığını sormuş.. Dedim ya, arkamıza bakmadan kaçtık diye, michelin yıldızına falan hiiç dikkat etmedim.. Evet, acı gerçek: 'Norveç çok güzel bir memleket ama çook pahalı dostlar!'.. O restorandan kaçıp ucuz diye Burger king'e sığındık.. Evet açıklıyorum: ''Oslo'da Burger king'de bir whopper menu TL olarak 35 liraya geliyor a dostlar!..' Burası cidden pahalı bir memleket!..

Oslo'da AC/DC konseri

Oslo'da AC/DC konseri

estetik cerrahi Şehir pahalı ama işi bileceksiniz.. Mesela bizim tuttuğumuz ev oldukça hesaplı idi. İki kişi, 3 gün, her türlü eşyası ve malzemesi olan (bulaşık ve çamaşır deterjanına kadar herşey) oldukça temiz ve tren garına (ve şehir merkezine) oldukça yakın bir evde 1100 TL ye kaldık. Bence oldukça makul. Sonra, müzelere hiç para vermedik.. Tamam, biraz çakallık yaptık ama olacak o kadar. Müzelerde hep giriş ve çıkış aynı kapıdan yapılıyor. Dolayısı ile hediyelik eşyalar ve hatıralıkların satıldığı mağaza kısımları da hep bu girişin hemen arkasında bulunuyor. Her müzede sadece hediyelik alıp çıkacağımızı söyledik ve giriş ücreti vermeden girdik.. Mağazayı gezerken bir de ne görelim, yolumuzu kaybedip müze kısmına girivermişiz.. Böylece müzeler de bedavaya geldi. Gemi ile şehir turu (sahil şeridinden) çok pahalı değil, mutlaka yapın. Norveçlilerin güneşlenmeye ne kadar önem verdiklerini göreceksiniz. Oslo kıyılarında yüzlerce adacık var ve bu adaların üzerinde de yazlık evler.. Yalnız her evin biraz aşağısında, deniz seviyesine çok yakın küçük kabinler ve platformlar dikkatinizi çekecek. İşta Norveç'liler, yaz aylarında bu evlerde kalıyor ve evin hemen aşağısındaki o platformlarda güneşleniyorlarmış. O ufak kabinler de üstlerini değiştirmek içinmiş. Oslo'dan Bergen'e giderken de yolda o kadar çok karavan ve karavan parkı gördük ki, sanırım her Norveç'li ailenin bir kışlık evi, adalarda önünde güneşlenme platformu olan bir yazlığı ve bir karavanı var sanırım... Marketler, restoranlar ateş pahası ama.. Üstelik marketlerin çoğunda ürün çeşitliliği çok az. Peynir, süt gibi kahvaltılıklar, et, meyve gibi şeyler bir çok markette yok!. Böyle şeyler almak istiyorsanız arayıp sormanız gerekebilir. Mesela biz et alalım, evde pişirelim dedik ama etin satıldığı marketi 3. gün ancak bulabildik.



estetik cerrahi Müze, tekne turu falan demişken mutlaka değinmem gereken bir şey var: müzelerin çoğu aynı ada üzerinde.. Ama dikkat! Burası aslında ada değil, bir yarım ada! Her yerde ada diye okuduğumuzdan ve müzeler adasına sadece tekne ile gidildiğini sandığımızdan biz tekne ile gittik; siz sakın bu hataya düşmeyin!. Tekne ile giderseniz limandan müzelere kadar bir 5 kilometre yürümeniz gerekir. Üstelik müzelerin hepsi birarda da değil; aynı adada, farklı lokasyonlarda. Yani tekne ile giderseniz bütün müzeler adasını yayan dolaşmanız gerekebilir (hatta tekne ile geri dönmek için geriye limana da yürümeniz gerekir). Halbuki burası bir yarım ada ve otobüs ile de gidilebiliyor. Otobüsler sizi tam müzelerin önünde indiriyor. Yorulmadan gezip, otobüslerle devam edip diğer müzelere de gidebilirsiniz. Biz -afedersiniz- hayvan gibi yürümek zorunda kaldık, canımız çıktı.. Ha, bu sırada adadaki evleri yakından gördük, bak o doğru.. Buradaki dingin hayat ve zevkli yaşam (evler, bahçe düzenlemeleri, huzur) hiç bir yerde yok. Hani diyorlar ya, 'Amerikan rüyası' diye; halt etmiş Amerikalılar. Asıl rüya gibi yaşam Norveç'te.. Müzeler adasında harika evler göreceksiniz; öyle ki durup resimlerini çekmek isteyeceksiniz..

estetik cerrahi Tekne ile sahilden Oslo turu...

Oslo'da AC/DC konseri

Oslo'da AC/DC konseri

estetik cerrahi Viking gemisi müzesinden.. Çakallık yapıp bedava girdik..

Oslo'da AC/DC konseri

estetik cerrahi Amudsen ve Fram müzesinden (Fram, Amudsen in kuzey ve güzey kutupları keşiflerinde kullandığı gemi..)

Oslo'da AC/DC konseri

estetik cerrahi Amudsen ve Fram müzesinden.. Amudsen ve arkadaşları..

Oslo'da AC/DC konseri

estetik cerrahi Bıyıklar da bayaa havalıymış Amudsen!...

Oslo'da AC/DC konseri

estetik cerrahi Kutup keşiflerinde kullanılmış olan gemi, Fram..

Oslo'da AC/DC konseri

estetik cerrahi Müzelerin hediyelik eşya reyonlarında bayaa güzel şeyler vardı..

Oslo'da AC/DC konseri

AC/DC konseri


estetik cerrahi Gelelim en önemli konuya.. Oslo'ya neden geldik, AC/DC konseri için.. Grubun yeni albümünün turnesinde konsere gitmek için Oslo konserini seçtik, çünkü yaban ellerde kaybolmayalım dedik. Oslo'da hem uluslararası bir havaalanı var, hem de konser şehiriçindeki Valle Hovin stadyumundaydı. Uçaktan ineriz, otele yerleşiriz, ertesi gün konsere gider, 3. gün de döneriz diyordum. Meğer Umut'un tüm Norveç'i doğudan batıya gezme planları varmış.. Neyse, çok iyi macera oldu ama..

estetik cerrahi Konser şehirdeki bir kaç stadyumdan biri olan Valle Hovin stadyumundaydı. Kapı açılır açılmaz girdiğimizden en ön sıralarda saatlerce beklemek zorunda kaldık; ama değdi, AC/DC yi en önden izlemiş olduk. Ön grup olarak Vintage trouble adlı bir grup çıktı. Bu grup hakında hiç bir bilgimiz ve fikrimiz yoktu ama grup konsere başlayınca dumur olduk. Gerçekten izleyiciyi coşturmayı bilen, bir ön gruptan fazlası olan bir grup. Özellikle vokalist oldukça hiperaktif biri ve bence James Brown dan boşalan yeri doldurmaya aday. Müzikleri zaten kilise müziklerinin rock versiyonu gibi, vokalist de James Brown gibi hoplayıp zıplıyor, türlü türlü ayak oyunları yapıyor.. Bir de her konserde yaptığı bir numarası varmış, seyircilerin üzerine atlıyor ve taa arkaya kadar insan denizinin üzerinde kendini taşıtıyor. En arkada seyircilerin arkasında bir süre şarkısını okuyor ve seyircileri yara yara sahneye kadar koşarak geri geliyor.. Gerçekten eğlenceli bir gruptu..

estetik cerrahi Şu iki canlı performansları grup hakkında fikir verir.





estetik cerrahi AC/DC konserini öyle ayrıntısıyla anlatmayacağım. Konser tabii ki süperdi. 'Let there be rock' ı canlı izledik olm, daha ne olsun!. Konser sırasında havai fişekler atıldı, konfetiler patladı, sahnede dizili 8-10 top ardı ardına patlatıldı, propan alevleri ortalığı kavurdu, Rosie balonu şişirildi, yukarıdaki dev çan sahneye indirildi, Angus Young sahnenin her santimetrekaresinde, yükselip alçalan platformlarda, kolonların üstünde, her yerde manyak gibi sololar attı.. Ama konserin en manyak bölümü -tüm o patlayan topları, dev Rosie balonunu, dev çanı falan bir kenara koyun- kesinlikle 'Let there be rock' parçası idi!.. Bisden hemen önce konserin son parçası olarak çalınan bu parça, resmen grubun 'bu iş böyle yapılır, şovumuzla döveriz sizi' gösterisi!. Bu parçada Angus Young resmen deliriyor! Normal değil bu adam.. Parçanın solo kısmı başlayınca tüm grup elemanları geri çekilip ortalığı Angusa bırakıyor. Angus baba solo atmaya başlayınca bence dünyada saatler duruyor, kuşlar uçmayı bırakıp havada donuyor. Angus solo atarken yeryüzünde daha önemli bir olay olamaz. Manyaklar gibi çalıyor.. Zart diye soloyu kesiyor, parmağını seyirciye uzatıp herkesi şöyle bir tarıyor.. Birden soloya devam ediyor, çalıyor da çalıyor.. Sağa koşuyor, sola koşuyor, yetmiyor, kendisi için hazırlanmış podyuma koşuyor, staddaki izleyici kitlenin ortalarına kadar geliyor. Bu arada sololar devam ediyor.. Bir platforma çıkıyor, bu platform yükselmeye başlıyor ve Angus'u 2-3 metre yukarıya taşıyor. Bu sırada adam hala manyaklar gibi solo atıyor.. Arada bir yine zart diye soloyu kesiyor, şeytan boynuzu yapıyor, parmağını uzatıp izleyiciyi tarıyor.. Yukarıdayken konfetiler patlıyor.. Cidden bir rock tanrısı varsa bu Angus Young'ın ta kendisi olmalı.. Platform aşağı iniyor. Angus, sahneye koşuyor, çalıyor da çalıyor.. Biz artık soloya doymuşuz, yeter abi, bitir artık diyoruz.. Bitirmeye hiç niyeti yok, koşuyor kolonların üzerindeki platforma çıkıyor.. Abi yeter, noolur yeter!.. Overdose dan gidiyoruz. Bu kadarı fazla bize!.. Hiiç bitirmeye niyeti yok bu adamın. İçinde bir yerlerde nükleer pil falan var herhalde.. Artık birbirimize bakıp "Bu nasıl bir adam! Bu ne enerji abi?" diyoruz.. Angus, platformdan koşarak aşağı iniyor, elektriğe kapılmış gibi yerlere atıyor kendini, sololara devam ediyor!.. Bu adam cidden insanüstü bir varlık. Dakikalarca sağa sola koşarak, manyaklar gibi çalarak solo manyağı yaptı bizi.. Resmen şarkı bittiğinde derin bir nefes aldık!.. Yeter, yeteeer!!.. Gerçek bir doz aşımıydı!.. Daha önce AC/DC yi canlı olarak hiç izlememiştim. Henüz turneye çıkabilirlerken canlı izleyebildiğimiz için kendimizi çok şanslı sayıyoruz. Gerçekten unutulmaz bir konserdi. Hatta şunu da belirteyim; bu turnenin diğer konserlerinde çekilmiş görüntüleri youtube den izledim. Angus, her konserde bu kadar kopmamış. Solo kısmını daha kısa tuttuğu, sağa sola bu kadar koşmadığı konserler olmuş. Bu yüzden kendimizi çok şanslı sayıyoruz; çok çok iyi bir AC/DC performansına şahit olduk.. Anlatmakla olmayacak, en iyisi bir kaç video ve resim koyayım..

estetik cerrahi











estetik cerrahi

estetik cerrahi

estetik cerrahi

estetik cerrahi

estetik cerrahi

estetik cerrahi

estetik cerrahi Sonuçta bir AC/DC konseri, gerçekten görülmeye değer bir gösteriymiş ve biz ölmeden önce (biz yada Angus young ölmeden önce) bu şovu izleme şansını yakaladık. Gerçekten unutulmaz bir geceydi. Bu arada not düşeyim, Angus Young tam 60 yaşında, ve yaşı yüzünden iyice okunuyor. Yaşı ileri olabilir ama sahne performansı Oslo'da çok iyiydi. Buna karşın, turnenin her konserinde o kadar da hiperaktif değilmiş. Mesela youtube den Avusturya konserini izledim, orada hiç de sahnede sağa sola koşup ortalığı dağıtmamış. Ben şahsen Angus Young'ı sahnede o kadar yakından görünce üzüldüm. Bu adamların (A. Young, Ozzy, Lemmy vs) artık emekli olma ve kendilerine bakma zamanı geldi. Ama hayranların ve belki de menajerlerinin baskısıyla sahnede deli gibi koşup hep aynı performansla şov yapmaları bekleniyor. Angus Young'ı sahnede görünce 'Bırak abi konseri, gel otur, dinlen biraz' demek istedim. Adam bizim için sahnede kendini paralarken kendimi kötü hissettim.. Dünyaya kazandırdıkları ölümsüz eserler yeter artık.. Bence hayatlarının kalanını kendilerine bakarak geçirmeliler. Örneğin bu yaz Lemmy sağlık sorunları yüzünden konserlerine ara verdi. Teksas konserlerinden birinde 3. şarkıda 'yapamıyorum, çalamıyorum' diyerek sahneden inmiş. Bu sahneler yüreğimizi yakıyor...



estetik cerrahi AC/DC ye dönersek, konserin sonunda çıkarken ilginç bir olay da yaşadık. Umut'la aramızda konuşurken arkamızdan bir kadın bizi dürtüp hangi dilde konuştuğumuzu sordu (ingilizce sordu tabii ki). Türkçe, dedik.. Bize ne dese beğenirsiniz (ingilizce konuştu): 'Aaa, ben Türkiyeyi çok seviyorum, daha önce İstanbul'da bulundum.. Mor ve ötesinin tüm albümleri var bende!..'.. Hoppala, mor ve ötesi de nereden çıktı? Kadın ayak üstü konuştu bizle ve rüzgar gibi geldi, geçti.. Çünkü kocası, kadını kolundan tutup sürüklüyordu resmen. Kadın, yanımızdan geçerken 'Mor ve ötesi'nin tüm şarkılarını biliyorum, keşke Norveç'e konsere gelseler..' dedi.. Ulen ne alaka! Hani anlıyorum, İstanbul falan güzel şehir, 'Türk ergegleri hariga' falan ama, mor ve ötesinin böyle bir hayranı ile oslo'da karşılaşmayı hiç beklemiyorduk.. Mor ve ötesi nedir ya?.. Hiç hazetmem.. "ne habersin ne Türk'sün; seni gören yollara dökülsün; kul oldun, köle oldun; kurşun geçirmez cam oldun" diye şarkı yapıp sonra da laf ettikleri Haberturk kanalında program yapan arkadaşlar.. Rock müziğinde böylelerine yer olmamalı..



Teşekkürler Paul Aguitay Voza!..


estetik cerrahi estetik cerrahiİstanbula döndükten sonra booking.com sitesi, her zamanki gibi bir anket göndermiş ve kiraladığımız evden memnun kalıp kalmadığımızı sormuş. Anketi doldurdum, son derece memnun kaldığımızı, tavsiye edeceğimi yazdım. Bir de bize yardımcı olan şu genç için teşekkür edeyim dedim.. Elemanın ismi Paul Aguitay Voza idi ve gerçekten çok yardımcı oldu. İlk Oslo'ya vardığımızda yolumuzu kaybettik (güncellenmemiş navigasyon yüzünden) ama bu eleman ne yaptı etti, bizi yoldan topladı. Eve götürdü, biletleri almak için buluşacağımız adamla randevulaştı ve biletleri teslim almamıza yardımcı oldu. Ankette Paul'den de bahsedeyim, çocuk için pozitif referans olur dedim.. On numara eleman falan yazdım.. Sonra buraya gezi yazısını yazarken Paul ile resim çektirmediğimizi farkettim, nette resmini aradım.. Nerede çıktı resmi biliyor musunuz? Linkedin de.. Yahu adam zaten işinin patronuymuş. Evi kiraladığımız şirketin sahibiymiş meğer..



Doğudan batıya tüm Norveç!.. Oslo'dan Bergen'e (7 saat)... 3 saat Bergen'de gezme tozma.. Bergen'den Oslo'ya dönüş (7 saat)..


estetik cerrahi Oslo'ya indiğimizde ilk işimiz havaalanında bir otomobil kiralamak olmuştu.. Meğer Umut'un gizli planları varmış: Oslo'dan Bergen'e, yani doğusundan batısına tüm Norveç'i boydan boya bir gün içinde gezmek!.. (Bir de Grönland olayı var ama, boşverin.. O meseleyi kimseye anlatmayacağıma söz verdim Umut'a.. Tamam bir iki kişiye anlatmış olabilirim ama neyse, unutalım bu meseleyi..)

estetik cerrahi Konserin ertesi günü tren garında ilk gün yemek yediğimiz hesaplı et lokantasında güzel bir yemek yedikten sonra saat 14:00 gibi yola çıktık. Umut'un güncellenmemiş navigasyonuna güvenerek Oslo'dan Bergen'e yola çıktık.. Tüm Norveç'i katettik.. Norveç gerçekten harika bir ülke. Ormanları, orman evleri, inanılmaz büyüklükteki karavan parkları, doğal yaşam parkları, onbinlerce gölü, ülkenin orta kesimlerine kadar uzanan fiyordları (Ankara'ya kadar uzanan fiyordlar düşünün, göl değil, bildiğin deniz) ve onlarca tüneli ile gerçekten çok güzel, hayran olunacak bir ülke. Her yerde göl var, bu yüzden göllerin çevresinde ufak tefek evler sık. Ormanlık ve dağlık bölgelerde evlerin damlarına çim döşenmiş. Hatta bazı evlerin damında silme çiçek yetişmiş, manzara harika; bu evler hobbit evlerine benziyor.

estetik cerrahi Norveç'in Avrupadaki yeri...

estetik cerrahi

estetik cerrahi Oslo'dan Bergen'e... Yani Norveç'in doğusundan batısına...

estetik cerrahi

estetik cerrahi Ülke ufak olunca devletin hizmetleri de çok etkin. Mesela yol boyunca dağların zirvesinden geçerken 2 kazaya denk geldik. Dağın başında bir motorcu ile otomobil kaza yapmış. Motor sürücüsü yerde idi, kaza olalı çok olmamış ama ambulans gelmişti (dağ başında olduğumuzu hatırlatayım). Sonra daha ileride bir turizm merkezine yaklaşırken yolun kapatıldığını gördük, trafik durmuş resmen. Meğer ambulans helikopter yola inmiş, bu yüzden trafiği durdurmuşlar. Turizm merkezindeki hastayı almaya ambulans helikopter gelmişti. Unutmayın, bilmemkaç bin metrede dağ başındayız; sağda solda 1-2 metrelik kar öbekleri var; bazı bölgeler tamamen kar altında..

estetik cerrahi Norveçle ilgili enteresan bir şey de benzinin acaip pahalı olması. Benzin bir kere heryerde aynı fiyata satılmıyor; rakım arttıkça dağ başlarında fiyat yükseliyor. En uygun fiyat şehirlerde; ama yine de heryerde benzin Türkiye'dekinden pahalı. Hani diyorlar ya dünyanın en pahalı benzinini kullanıyoruz diye, yanlış; dünyanın en pahalı benzini Norveç'te satılıyor dostlar..

estetik cerrahi Norveçle ilgili ilginç bir gözlemim de şu: sanırım gazeteler haftalık çıkıyor!. Marketlerde gazeteye benzer 3-4 yayına rastladık. Bunların hepsi de ufak bir dergi boyutunda idi. Bizdeki çarşaf çarşaf sayfalı gazeteler yok burada. Ayrıca kaldığımız süre içinde gazetelerin sadece 1 kez değiştiğini farkettim. Günlük gazete görmedim. Bu kadar dingin bir hayatın hüküm sürdüğü Norveç de bizdeki kadar gündem konusu da yok anlaşılan. Bu yüzden haber az olunca günlük gazete de çıkmıyor..

estetik cerrahi Oslo'dan Bergen'e gidişimiz 7 saat sürdü, Bergen'de 3 saat geçirdik, dönüş de bir 7 saat; toplamda 17 saatte Norveçi boydan boya gezmiş olduk. Ülke küçük bir ülke ama yine de yol boyunca otomobili Umut sürdüğü için aslında oldukça yorucu oldu. Adam tam 14 saat otomobil kullandı. Dönüş yolunda sık sık durmuş ve arabadan çıkıp kendine gelmek için sabah jimnastiği yapmış o soğukta (rakım yüksek olan yerlerde hava oldukça soğuktu). Bense mışıl mışıl uyudum dönerken.. Ama cidden Umut süper bir sürücü imiş, bunu da gördük..

estetik cerrahi Şehirler arası yollarda onlarca tünel var. Bazı yerlerde fiyordların üzerinden köprülerden geçiyorsunuz. Hatta bizim boğaz köprüsü büyüklüğünde bir iki köprüye de rastladık. Yola çıkmadan okuduğumuz bir kılavuzda yanından geçtiğimiz bir çok gölün aslında deniz olduğunu, fiyordların ülkenin içlerine kadar uzandığını yazıyordu. Gerçekten yolda iken haritadan takip ettik, deniz öyle girift bir şekilde ülke topraklarının içine uzanıyor ki, ülkenin orta kısımında göl sandığınız yerleri haritadan takip ediyorsunuz, aslında o gölün denize ulaştığını görüyorsunuz. Göl değil yani, aslında deniz.



estetik cerrahi Bergen'e ulaştığımızda şehrin yapısına bayıldık. Özellikle sahil kısmı harika. Yalnız Norveç'in en sıcak ve güneşli döneminde bile Bergen yağmurlu ve soğuk. Sanırım burası, ülkenin batı kıyısında bulunduğundan ve gulf stream akıntısının kuzey uzantısı olan kuzey atlantik akıntısına komşu olduğundan, batı kısımlarına göre oldukça soğuk ve yağışlı. Bergen, Türk turistlerin de gözde şehirlerinden biriymiş. Biz oradayken ramazan bayramı idi ve heryerde Türk turistlerin grup olarak gezdikleri söyleniyordu. Oslo'dan sonra Bergen'e geçeceklere bir uyarım olsun. Bergen'de hediyelik eşya olarak çok daha güzel şeyler bulabilirsiniz. Paranızı buraya saklayın. Özellikle liman bölgesindeki hediyelik ve kışlık kıyafet satan mağazaları gezmeden dönmeyin. Buralarda çok özel şeyler bulabilirsiniz. Mesela ben el yapımı, metalden bir viking miğferi buldum. Gerçek, usulüne göre demirden döverek yapılmış bir miğfer. Bunu bir arkadaşıma hediye olarak aldım.. Ayrıca nefis bir Freya heykeli buldum. Freya, kuzey mitolojisinde güzellik ve aşk tanrıçası.. Bunu muayenehane için aldım.. Umut da buradan bir Odin heykeli aldı, ki bence müthiş güzel, ayrıntılı, nefis bir parça.. Bu gibi şeyleri başka bir yerde bulabileceğinizi sanmıyorum.. Bu yüzden Oslo'da tüm paranızı harcamayın, asıl Bergen'e saklayın derim..

estetik cerrahi Bergen...

Oslo'da AC/DC konseri

Oslo'da AC/DC konseri

Oslo'da AC/DC konseri

Ticketbis...


estetik cerrahi Konserin biletlerini Ticketbis adlı bir internet sitesinden aldık. Önce sağda solda Ticketbis hakkında yazılanları okuduk. Eleştiriler hep iyi yönde idi. Bir tane kötü eleştiriye rastlamadık. Her yerde biletleri mutlaka yetiştirdikleri, çok güvenli bir site oldukları yazıyordu.

estetik cerrahi Tamam, güvenli bir site olduğu kesin ama bu bilet konusunda fıtık olduk. Biletleriniz konsere 1 hafta kala gelecek dediler. Yahu biletleri 4 ay önceden almışız, neden konsere 1 hafta kala gönderiyorsunuz? Bunu sorduk, cevapları şu oldu: 'Biletler basılır basılmaz göndereceğiz'.. Yani biletleri almışız ama biletler konsere 1 hafta kala basılacakmış.. Nasıl bişii anlamadık.. Bayaa bi yazışma sonucu bize garanti verdiler ve biz elimizde biletler olmadan oteli, uçak biletlerini falan ayarladık. Son hafta biletler elimize geçmedi.. Yine bir e-mail yazışması sonucu biletlerin bize Oslo'da teslim edileceğini bildirdiler. Yani sinir olmamak mümkün değil. Elimizde konser bileti yok, oteli, uçağı ayarlamışız, Oslo'ya gidiyoruz. Oslo'da konserden hemen önceki gün mesaj attılar, biletinizi Oslo'da teslim alacaksınız, teslim edecek kişi gündüz Oslo'ya varmış olacak diye.. Gerçekten cep telefonuna gelen ingilizce mesajlar sonucu tren garında o elemanla buluştuk ve konsere 24 saat kala biletlerimize kavuştuk. Adam, biletleri teslim aldığımıza dair bir imza aldı ve biletlerimizi teslim etti..

estetik cerrahi Sonuçta Ticketbis gerçekten güvenli, biletlerinizi ne olursa olsun teslim eden bir site. Hatta bizim durumumuzdaki gibi biletin temini gecikirse (bizde neden gecikti aslında hala anlamış değilim) konserin olacağı şehirde bileti mutlaka teslim ediyorlar. Güvenebilirsiniz...



Domates suyu meselesi..


estetik cerrahi estetik cerrahi Gelelim domates suyu meselesine.. Tam Norveç'e gitmek için yola çıkacağım günün önceki gecesi tv'de bir belgesel izledim. Belgesel, THY ile ilgili idi. Belgeselin bir bölümünde uçaklardaki yemek hizmetinden sorumlu bir ahçı anlatıyor: 'Uçaklarımızda domates suyunu bolca bulunduruyoruz, çünkü çok talep görüyor'.. Hadi ya! O kadar uçak yolculuğu yaptım, bir tane domates suyu içen görmedim.. Ahçı devam ediyor: 'Domates suyunun neden bu kadar talep edildiğini araştırdık. Sonuç bizi de çok şaşırttı! İnsanlar domates suyunun tadını 10.000 feet yükseklikte farklı algılıyor. Tamamen basınç ve dilimizdeki tat algılayıcı hücrelerle ilgili bir durum. Deneyin göreceksiniz..'

estetik cerrahi Norveç'e doğru yola çıkarken bu bilgiler aklımdaydı. Giderken değil ama dönerken Umut'a bahsettim ve domates suyu isteyip denemeye karar verdik.. Bu deney için kendimizi feda ettik. Bilin diye söylüyorum; Domates suyunu, ister yerde, ister 10.000 feet de için, tadı farketmiyor!.. THY ahçısı resmen saçmalamış. Len zaten uçakta kabin içi basınç sabitlenmiyor mu? Uçak 10.000 feet de uçuyor olabilir ama içerideki basınç düşmüyor ki.. Hani, basınçla yediklerinizin içtiklerinizin tadı değişse bile, içerisinin basıncı sabitlenmiş olduğundan domatesin tadının değişmemesi gerekiyor.. Herhalde THY nin elinde bolca domates suyu var; stokları eritmeye çalışıyorlar.. Uçakta şaraba devam yani. Domates suyu da neymiş...





estetik cerrahiZiyaretçilerim hangi ülkelerden (son 24 saat):

ip-location

 
 


,¸¸,ø¤º°`°º¤ø,¸¸,ø¤º°`°º¤ø,¸¸ Bu site, en iyi şekilde, en az 1280 X 800 çözünürlük, İnternet Explorer son sürüm ile ve hızlı bir internet bağlantısı ile görüntülenir,¸¸,ø¤º°`°º¤ø,¸¸,ø¤º°`°º¤ø,¸¸