Bursa escort bayan | exsik porno izle | pornolar | porno video | rokettube | Kartal Escort Bayan
Plastik cerrahi hakkında yanlış inançlar ve gerçekler - Op. Dr. Oytun İdil

Plastik cerrahi hakkında yanlış inançlar ve gerçekler

Şaşırtan plastik cerrahi!
Ağustos 2, 2016
Cilt tipleri (Fitzpatrick sınıflaması)
Ağustos 2, 2016

Plastik cerrahi hakkında yanlış inançlar ve gerçekler

Estetik ameliyatlar pahalıdır…. YANLIŞ!

Bu, belki 20-30 sene öncesinde doğru idi, ama günümüzde durum böyle değil. Günümüzde artık estetik ameliyatlar oldukça yaygınlaştı. Sanırım artık plastik cerrahın bulunmadığı ilimiz kalmamıştır. Estetik ameliyatlar da artık toplumun her kesiminden insanımızın yaptırabileceği ücretlere yapılıyor. Örneğin kendi hastalarımdan örnek vermek gerekirse hastalarım arasında öğrenciler, emekliler, öğretmenler, esnaflar, işçiler, iş adamları, TV ve sinema oyuncuları, ev hanımları bulunuyor.. Günümüzde artık toplumun her tabakasından insan estetik yaptırabiliyor..
Günümüzde ameliyat masrafları hem eskiye göre azalmış, hem de kredi imkanlarıyla ödeme kolaylıkları sağlanır olmuştur…
Diğer yandan bir seansda çok sayıda ameliyat olmak (multi-estetik ameliyatlar) da totalde ücreti düşüren bir faktördür. Estetik ameliyatlar eskiye göre daha fazla yapılmakta ve insanlar artık birden fazla ameliyatı tek seansda olmayı tercih etmekteler.. Birden çok ameliyat tek seansda yapıldığında da ameliyatların ücretlerinin toplamı bir miktar düşmektedir. Sonuçta, hasta birden fazla ameliyat olmakta ama hastanede bir kez yatmakta, bir kez kan testleri yapılmakta ve bir kez anestezi almaktadır. Sonuçta ameliyat ücretinde toplamda bir miktar düşme olmaktadır..

 

Yazın estetik ameliyat olunmaz… YANLIŞ!

Yazın her türlü estetik ameliyatı olabilirsiniz. Burada çekindiğimiz ameliyatlar burun estetiği ve yüzde iz bırakan ameliyatlardır, örneğin yüzden ben aldırma. Burun estetiğinde yüzde bir miktar morarma, şişme olabilir. Güneş ışınları morlukların ve şişliklerin geçmesini geciktirir. Yüzden ben alındığında da atılan dikişler kısa da olsa, iyileşmenin maksimum olması için güneş görmemesi istenir. Bu yüzden sadece yüz bölgesi gibi güneş gören yerlerde morluk ve şişliğe yol açan ameliyatların yazın yaptırılması tavsiye edilmez.
Aynı şekilde lazer uygulamaları da yazın yapılmaz.

 

Burun ameliyatından sonra konan tamponlar çekilirken insanın canı çok yanıyormuş.. YANLIŞ!

Tampon çekilirken hastanın canının yanması, kanama olması çoook eskilerde kalmış bir olay.. Ama malesef toplumun kollektif hafızasına öyle bir yerleşmiş ki, insanlar hala 20 sene önceki gibi tampon konduğunu sanıyor.
Bundan 20 sene kadar önce, burun estetiği yapılırken burun kıkırdakları kesilirken, burun içi muozası (burun içi derisi) ile birlikte kesiliyordu. Burun içini bir boru gibi düşünürseniz, burun içinde, borunun tavan kısmında boyluboyunca bir kesik oluyordu. Bu kesi dikilmezdi, kendi kendine iyileşirdi.. Dolayısıyla burun içine konan gazlı bez tamponlar bu kesiye yapışıyordu. Hasta alçı ve tamponu aldırmaya geldiğinde tampon çekilirken hem ağrı duyuluyor, hem de bir kaç damla kanama oluyordu.

Eski teknikde burun içinde kesi oluştuğu için tampon bu kesiye yapışıyordu. Günümüzde ise burun içi mukozası ayrılıp, kıkırdak tek başına kesildiğinden tamponların yapışması, ağrı ve kanama olması mümkün değildir:

Uzun yıllardır burun estetiği, yukarıda bahsedildiği gibi değil, submucosal denen bir teknikle yapılıyor. Bu teknikte burun içi mukozası (burun içi derisi), öncelikle kıkırdaktan ayrılıyor ve böylece burun içi derisi kesilmeden sadece aradaki kıkırdak doku kesiliyor. Burun içini bir boru gibi düşünürseniz, bu borunun iç yüzeyinde hiç bir kesi olmuyor; böylece buruna konan tamponlar da herhangi bir yere yapışmıyor; çünkü burnun içinde kesi olmuyor. Bu yüzden günümüzde buruna konan tamponlar ne ağrıya yol açar, ne kanamaya..
Günümüzde tamponlar da değişikliğe uğramıştır. Bazı vakalarda tampon kullanılmamaktadır. Kullanılan hastalarda da genellikle silikon ve nefes almaya izin veren borulu splintler kullanılmaktadır. Bu silikon tamponlara splint denir ve burunun içine ufak 2 dikişle tutturulur. Genellikle 1 hafta sonra hasta atelin alınması için geldiğinde atelle birlikte alınır. Bu işlemler tamamen ağrısızdır. Kanama da olmaz..

Günümüzde kullanılan, burundan nefes almaya izin veren splintler:

 

Estetik ameliyatlar izsiz ameliyatlardır… KISMEN YANLIŞ!

Bir kere şunu kabul etmeliyiz: bir yere kesi yapılıp dikiş atılmışsa, orada iz kalmaması mümkün değildir. Yani ameliyat yapılıyorsa mutlaka ameliyat yerinde iz kalacak demektir. Pekala, estetik ameliyatların estetiği nerede ?
Estetik ameliyatlarda izleri saklamak, gizlemek, kamufle etmek şarttır; çünkü ameliyat izi mümkün olduğunca az ve farkedilmeyecek şekilde kalmalıdır. Bunun için şu püf noktaları önemlidir:

Ameliyat kesisi mümkün olduğu kadar gizli saklı yerlerden ve mümkün olduğunca kısa yapılır.. Mesela saç içinden, meme altı hattından, koltukaltından vs..
Ameliyat kesisi, vücut çizgilerine paralel yapılır ki, kalacak iz mümkün olduğunca az farkedilir olsun.. Mesela alında bir ameliyat yapılıyorsa, ameliyat kesisi, alın çizgilerine paralel; yani yatay yapılır..
Kesi dikilirken ciltaltı dikişleri atılır ki, dikişin gerilimini, dikişi taşıma işini ciltaltı dikiş yapsın. Cilde atılan estetik, ince dikiş ise sadece dikişin iki tarafının minimal gerilimle, estetik olarak en iyi şekilde yanyana gelmesini sağlar. Dikiş hattında gerginlik demek, izin belirgin kalması demektir. Bu yüzden gerginliği ciltaltına atılan dikiş taşır..
Mutlaka uygun yara bakımı ve pansuman yapılmalıdır.
Dikiş hattının temiz tutulması ve enfeksiyona karşı bir kaç gün antibiyotik kullanılması önemlidir.. Çünkü enfeksiyon demek izin belirgin kalması demektir.
Dikiş atıldıktan sonra dikiş hattı üzerine steri-strip denen ince bantlar konabilir; geç dönemde de dikiş hattına silikonlu kremler uygulanabilir..

Yukarıda belli başlılarına kısaca değinilen yöntemler kullanılarak izlerin mümkün olduğunca az kalması sağlanır; ama estetik ameliyatlara hiç iz bırakmaz diyemeyiz..

 

Vücudun her yerine estetik yapılabilir… YANLIŞ!

Vücudun her yeri estetik ameliyata uygun değildir. Bazı yerlerde izler kötü kalır ve ne yaparsak yapalım estetik ve belirsiz bir iz kalmasını sağlayamayız. Örneğin sırt, dirsek ve diz gibi eklem bölgeleri, göğüsde orta hatta iman tahtası denen göğüs kemiğinin üzeri genellikle estetiğe uygun olmayan yerlerdir. Buralardan ufak bir ben bile alınsa, geride genellikle belirgin bir dikiş izi kalır..

 

Estetik de olsa ameliyat olmak tehlikelidir.. Ölüm riski vardır.. KISMEN YANLIŞ!

Estetik ameliyatlarda ölüm riski hiç yoktur diyemeyiz; fakat tıpda ameliyatlarda ölüm riski en az branş estetik cerrahidir; çünkü estetik ameliyatlarda birinci önceliğimiz hastanın güvenli bir şekilde ameliyat olmasıdır. Bu yüzden ciddi rahatsızlıkları olan, kan tahlillerinde sorun olan kişilere genellikle estetik ameliyat yapılmaz. Dolayısıyla da ölüm riski minimaldir. Hayatı boyunca estetik ameliyatlar sırasında bir hastasını kaybetmiş cerrah sayısı son derece azdır. Bu yüzden estetik ameliyat olmak tehlikelidir diyemeyiz. Ölüm riski hiç yoktur da diyemeyiz… Bu noktada şunu hatırlatmak isterim: yarın sokakta yürürken bir kaza sonucu (başınıza saksı düşebilir, serseri bir kurşunla vurulabilir yada yoldan çıkan bir otomobil tarafından ezilebilirsiniz) ölmeyeceğinizin garantisi var mı? Yok..
Estetik cerrahide de ölüm riski tüm diğer cerrahilere göre çok çok azdır ama hiç yoktur diye garanti de verilemez..

 

Estetik ameliyatlar ağrılıdır… YANLIŞ!

Estetik ameliyatların çoğunluğu şaşılacak derecede ağrısızdır. Bu sayede hastalar genellikle ameliyat oldukları gün, ameliyattan bir kaç saat sonra taburcu olabilirler. Ağrılı ameliyatlar genellikle kas altına yada kas içine implant konan hastalardır. İmplantlar kas içi yada kas altına konduğunda kas gerilir ve ağrıya yolaçar. Bunlara bir örnek çarpık bacak düzeltme ameliyatında bacak baldır kası içine konan baldır implantlarıdır. Bu hastaları bir gece hastanede yatırmak gerekir. İlk akşam genellikle tablet ağrı kesiciler, hastanın ağrısını kesmez; bu yüzden bu hastaları ameliyat akşamı hastanede yatırıp ağrı kesicilerini damardan vermek gerekir.
Genel olarak konuşursak estetik ameliyatların büyük çoğunluğu ağrısızdır..

 

Ameliyatla herkes ünlülere benzeyebilir… YANLIŞ!

Kesinlikle yanlış! Ünlü birisine benzeyebilmek için estetik ameliyatlar olmak yetmez. Kişinin ciltaltı yağ dokusunun kalınlığından, kemik yapısına, mimiklerinin kendine has yapısından, göz rengine kadar bir çok faktör işin içine girer. Bu faktörlerden bir çoğuna estetik ameliyatlarla müdehale edilemez. Bu yüzden estetik girişimlerle belli birine benzemeniz mümkün değildir..

 

Plastik cerrahi bir sanattır… KISMEN YANLIŞ!

Plastik cerrahi, tıp dalları içinde sanat dallarına en yakın branşdır. Özellikle estetik ameliyatlarda, ameliyatın tıbbi yanı dışında kalan tüm özellikleri görselliğidir. Öncelikle hastanın ameliyatının, sağlıklı ve güvenli koşullar altında olması, hastanın hiç bir komplikasyon yaşamaması amaçlanır; sonra da ameliyat sonucunun istenen estetiği sağlaması amaçlanır. Ameliyat sonucunun başarılı olmasında, doktorun tıbbi ve cerrahi yetenekleri yanında sanatsal bakış açısına da sahip olması önemli bir faktördür.
Plastik cerrahların çoğunun bir plastik sanat dalı ile uğraşması tesadüf değildir. Aesthetic surgery journal dergisi, bu yüzden bir dönem her sayısının kapağını farklı bir plastik cerrahım eserine ayırıyordu (aşağıya bakınız)..

 

Lazerle yapılan ameliyatlarda hiç iz kalmaz… YANLIŞ!

Lazerin başlıca 2 etkisi vardır.. Lazer, ya yakar, yada keser.. Tüm etkisi bu şekillerde olur.. Beyin cerrahisinde kullanılırken dokuyu mükemmel keskinlikte kesmesi ve aynı anda kanamaları durdurmasından faydalanılır. Cilt gençleştirici etkisi yada epilasyon yapıcı etkisi, yakıcı etkisinden kaynaklanır..
Malesef, bir pazarlama numarası olarak neredeyse her ameliyatın başına ‘lazer’ kelimesi ekleniyor.. ve yine maalesef, insanımız da bu tuzağa düşüyor.. Bugün ben çıkıp ‘Burun estetiğini lazerle yapıyorum’ desem, hastalar koşa koşa gelir.. Lütfen biraz sorgulayın; ‘lazerin bu ameliyatta yeri nedir?, ne gibi avantajları vardır?’ diye sorunuz.. Ameliyatlarda kesiler lazerle bile yapılsa yine de iz kalacaktır..

 

Benler aldırılmamalıdır, ellenirse kansere döner… YANLIŞ!

YANLIŞ Kİ NE YANLIŞ! Yılardır hastalara anlatamadık, benlerin kökü yoktur, benler alınınca kansere dönmez, alınıp atılan ben kansere nasıl dönsün? Vücuttan alınıp atılmış işte! Benlerin dişisi-erkeği yoktur.. Alınınca üremezler..
Benlerle ilgili bu yanlış inançları halen hastalara anlatıyoruz.. Anlatıyoruuuz… Anlatıyoruuuuzzz….

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir